Yargıtay HGK Kararı: Kamu Görevlisi Doktorun Mali Sorumluluğu ve Husumet (Hizmet Kusuru)
Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı Muammer D. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı Muammer D. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
Davacılar vekili; müvekkillerinin çocukları Muhittin Ç.’in rahatsızlığı sebebiyle getirildiği SSK Konya Doğumevi ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde doktor Muammer D.’un ihmali, hastane personelinin zamanında gerekli acil müdahaleyi yapmaması ve cankurtaran aracı temin edilmemesi sebebiyle vefat ettiğini ileri sürerek, davalı doktorun kusuru ve Sağlık Bakanlığının hizmet kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı Cevabı
Davalı Doktor: Gerekli muayeneyi yaptığını, tahlil istediğini ancak davacıların tahlilleri yaptırmadan hastaneyi terk ettiğini, cankurtaran temininin idari bir işlem olduğunu ve kendisine kusur atfedilemeyeceğini savunmuştur.
Davalı Sağlık Bakanlığı: Davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, hizmet kusuru nedeniyle açılan davaların ancak idare aleyhine açılabileceğini belirterek görev yönünden ret talep etmiştir.
Mahkeme Kararları ve Bozma Süreci
Yerel mahkeme ilk başta davanın idari yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi "doktorun kişisel kusuruna dayanıldığı için adli yargının görevli olduğu" gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozmaya uyan mahkeme bu kez doktor aleyhine tazminata hükmetmiştir. Ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ikinci incelemesinde "kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken verdikleri zararın hizmet kusuru sayılacağı ve davanın sadece idareye açılabileceği" gerekçesiyle kararı bu kez husumet yönünden bozmuştur. Yerel mahkeme ise doktorun kişisel kusurunun bulunduğu gerekçesiyle direnmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davanın kamu görevlisinin hizmet kusurundan mı yoksa kişisel kusurundan mı kaynaklandığı, burada varılacak sonuca göre; davalıya (doktora) husumet yöneltilmesinin mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlığın çözümü için, konuya ilişkin yasal düzenleme ve ilkelerin ortaya konulmasında yarar vardır.
Anayasa’nın bu hükümleri ile amaçlanan, memur ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken kusurlu davrandıklarından bahisle haklı ya da haksız olarak yargı mercileri önüne çıkarılmasını önlemek ve kamu hizmetinin sekteye uğratılmadan yürütülmesini sağlamaktır. Aynı doğrultuda düzenleme 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13. maddesinde de yer almaktadır.
Hizmet Kusuru ve Kişisel Kusur Ayrımı
Devletin sorumluluğunun şartı, zararın memur tarafından "görevini yerine getirirken" ve "görevle ilgili yetkilerini kullanırken" gerçekleştirilmiş olmasıdır. Memur veya kamu görevlisinin tamamen kendi iradesi ile kasten ya da kanunlardaki açık hükümler dışına çıkarak ve bunlara aykırı olarak suç sayılan eylemiyle verdiği zararlarda, eylem ile kamu görevinin yürütülmesi arasında objektif bir illiyet bağının varlığından söz edilemez. Bu gibi haller (kişisel kusur) 657 sayılı Kanun’un 13. maddesinin hukuksal alanı dışındadır.
Görev Kusuru (Hizmet Kusuru): Görev içinde ve dolayısıyla idarenin ajanına yüklediği ödev, yetki ve araçlarla işlenmektedir.
Kişisel Kusur: Kamu görevlisinin eyleminde açıkça ve kolayca görevinden ayrılabilen tasarruf ve hatalar görülür. Örneğin; kin, garez, husumet veya tamamen özel amaçlarla suç işlenmesi gibi.
Somut Olayın Değerlendirilmesi
Davacıların iddiası, doktorun ihmali sebebiyle çocuklarının vefat ettiği yönündedir. Bu iddia, içerik bakımından davalı doktorun görevi sırasında ve yetkisini kullanırken işlediği bir kusura ve bu kusurun niteliği itibariyle de kamu görevlisinin ihmaline dayanmaktadır.
Hâl böyle olunca, davalının görevi dışında kalan kişisel kusuruna dayanılmadığına, eylemin görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlilerine değil, idareye düşmektedir. Öyle ise dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idareye yöneltilmesi gerekir.
O hâlde, yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı doktor hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekirken işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
IV. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle;
Davalı Muammer D. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.10.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
