Anlaşmalı Boşanma ve Protokol: Şartlar, Süreç ve Güncel Yargıtay Kararları (2026)
Anlaşmalı boşanma, en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin boşanma ve sonuçları üzerinde uzlaşarak çoğu zaman tek duruşmada boşanmasını sağlar. Sürecin en kritik parçası protokoldür: Yargıtay’ın 2025 ve 2026 kararları, protokoldeki tek bir muğlak cümlenin yıllar sonra mal paylaşımı davasının kaderini belirleyebildiğini gösteriyor.
Anlaşmalı boşanmanın şartları
Anlaşmalı boşanma TMK m. 166/3’te düzenlenmiştir. Ekim 2026 itibarıyla bu hükümde bir değişiklik yapılmamıştır; kamuoyunda tartışılan yargı paketi düzenlemeleri henüz yasalaşmamıştır.
| Şart | Açıklama | Dayanak |
|---|---|---|
| Evlilik en az bir yıl sürmüş olmalı | Süre, evlenme tarihinden dava tarihine kadar hesaplanır; mahkeme kendiliğinden kontrol eder. | TMK m. 166/3 |
| Birlikte başvuru veya kabul | Eşler birlikte dava açar ya da bir eş diğerinin davasını kabul eder. | TMK m. 166/3 |
| Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi | Eşler duruşmada bizzat hazır bulunur; hâkim iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmelidir. | TMK m. 166/3 |
| Mali sonuçlar ve çocuklar hakkında uzlaşma | Tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki konusunda anlaşma sağlanmalıdır. | TMK m. 166/3 |
| Hâkimin onayı | Hâkim düzenlemeyi uygun bulmalıdır; gerekli gördüğü değişiklikler taraflarca kabul edilirse boşanmaya karar verilir. | TMK m. 166/3, 184/5 |
Evlilik bir yıl dolmadan sona erdirilmek isteniyorsa anlaşmalı boşanma yolu kullanılamaz; çekişmeli boşanma davası açılması gerekir.
Süreç nasıl işler?
- Eşler, boşanmanın sonuçlarını düzenleyen protokolü hazırlayıp imzalar.
- Dava, eşlerden birinin yerleşim yerindeki veya eşlerin son altı aydır birlikte oturdukları yerdeki aile mahkemesinde açılır (TMK m. 168).
- Duruşmada hâkim eşleri bizzat dinler, protokolü inceler ve gerekirse değişiklik önerir.
- Hâkim protokolü uygun bulursa boşanmaya ve protokolün onaylanmasına karar verir; onaylanan protokol kararın eki sayılır.
- Taraflar kanun yoluna başvurma haklarından feragat ederse karar aynı gün kesinleşebilir; aksi hâlde kararın tebliğinden itibaren istinaf süresinin dolması beklenir.
Protokolde neler yer almalı?
Kanunun zorunlu tuttuğu konular, boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumudur. Yargıtay, “mali sonuçlar” kavramını maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174), yoksulluk nafakası (TMK m. 175) ve iştirak nafakası (TMK m. 182) olarak tanımlamaktadır. Bunun yanında eşler isterlerse başka konularda da anlaşabilir:
- Çocuklar: Velayet, diğer ebeveynin kişisel ilişki günleri ve saatleri, bayram ve tatil düzeni, iştirak nafakası ve yıllık artış esası.
- Eşler arasındaki mali konular: Yoksulluk nafakası (varsa süresi ve artışı), maddi ve manevi tazminat, ödeme tarihleri.
- Eşya ve ziynet: Ev eşyalarının ve düğünde takılan ziynetlerin kimde kalacağı.
- Mal rejiminin tasfiyesi (isteğe bağlı): Taşınmaz, araç ve birikimlerin paylaşımı veya bu haklardan açıkça feragat.
- Diğer: Ortak konutun kullanımı, kredi borçlarının ödenmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti.
Güncel içtihat: Protokol ve mal paylaşımı
Anlaşmalı boşanmadan sonra en çok uyuşmazlık çıkan konu, eşlerin boşanırken mal rejimini de tasfiye edip etmediğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.09.2025 tarihli ve E.2024/7, K.2025/498 sayılı kararında ilkeleri şöyle özetlemiştir:
- Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın zorunlu bir parçası değildir. Eşler bu konuda anlaşmak zorunda değildir; anlaşamamaları anlaşmalı boşanmaya engel olmaz.
- Protokolde ayrıca yer verilmemişse, sırf anlaşmalı boşanmış olmak mal rejiminin tasfiye edildiği anlamına gelmez.
- Eşler isterse protokolle malları paylaşabilir veya tasfiye haklarından feragat edebilir. Bu durumda karar kesinleştikten sonra yeniden tasfiye istemek dürüstlük kuralına aykırıdır.
- Tasfiyeye ilişkin düzenleme hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olmalıdır; soyut, muğlak ve farklı yorumlanabilecek ifadeler kullanılmamalıdır.
Hukuk Genel Kurulu 29.04.2026 tarihli ve E.2025/354, K.2026/267 sayılı kararında aynı ilkeleri tekrarlamıştır. Uygulamada sonucu belirleyen, kullanılan ifadenin kendisidir:
| Kullanılan ifade | Değerlendirme | Karar |
|---|---|---|
| “Paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur” (duruşma beyanı) | Feragat değil | YHGK, 10.09.2025, E.2024/7, K.2025/498 |
| “Mal tasfiyesi talebimiz yoktur” (duruşma beyanı; protokolde düzenleme yok) | Feragat değil | Yargıtay 2. HD, 28.04.2026, E.2025/6039, K.2026/4692 |
| “Herhangi bir mal, katkı payı, katkı payı alacağı ve başka isimler altında talep edebileceğimiz hiçbir alacağımız yoktur; birbirimizi ibra ettik” (protokol) | Tasfiyeyi kapsar | Yargıtay 2. HD, 04.04.2024, E.2023/9077, K.2024/2421 |
Duruşmadaki kısa beyan yetmez. Feragat, hukuken açık, kayıtsız ve şartsız olmalıdır (HMK m. 309/4). Mal paylaşımı protokolde düzenlenmemişse, duruşmada söylenen genel bir cümle çoğu zaman feragat sayılmaz ve diğer eş, zamanaşımı süresi içinde katılma alacağı davası açabilir. Tasfiyenin gerçekten bitmesi isteniyorsa bu, protokolde açıkça ve mal rejimine atıf yapılarak yazılmalıdır.
Güncel içtihat: İradeden dönme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.12.2025 tarihli ve E.2025/9205, K.2025/11645 sayılı kararında, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerin boşanma iradesinden ve protokoldeki düzenlemelerden dönebileceğini kabul etmiştir. Dönme hâlinde dava çekişmeli boşanma olarak görülmeye devam eder.
Tersi de mümkündür: Çekişmeli bir boşanma davası istinaf veya temyiz aşamasındayken eşler anlaşabilir. Yargıtay, bu aşamada sunulan protokol üzerine tarafların duruşmaya çağrılıp bizzat dinlenmesi için kararları bozmaktadır (Yargıtay 2. HD, 14.02.2024, E.2023/4301, K.2024/853).
Kesinleştikten sonra yol daralır. Protokoldeki taahhütlerin karşı tarafça yerine getirilmemesi, kesinleşmiş boşanma kararı için yargılamanın yenilenmesi sebebi değildir (Yargıtay 2. HD, 11.09.2024, E.2023/7606, K.2024/5727). Bu durumda protokolün icrası veya protokolden doğan alacak için ayrıca dava yoluna gidilir.
Güncel içtihat: Taşınmaz devri ve protokolün uygulanması
Protokolde bir eşin taşınmazını diğerine devretmeyi üstlenmesi sık rastlanan bir düzenlemedir. Ancak hâkim onayıyla protokol, mülkiyeti kendiliğinden geçirmez. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 18.02.2026 tarihli ve E.2025/7643, K.2026/1068 sayılı kararında, onaylı protokolün lehine devir taahhüt edilen eşe tapu iptali ve tescil davası açma yönünde kişisel bir hak verdiğini, mülkiyetin ise tescille kazanılacağını (TMK m. 705/2) vurgulamıştır.
Devir yapılmazsa diğer eş, protokole dayanarak tapu iptali ve tescil davası açabilir; Yargıtay bu davaların kabulüne ilişkin kararları onamaktadır (Yargıtay 2. HD, 30.04.2025, E.2024/7728, K.2025/4412). Mahkeme ise kararın eki sayılan protokolün açık hükmünün dışına çıkamaz; protokolde yer almayan başka bir taşınmazın devrine karar verilemez (Yargıtay 2. HD, 02.04.2026, E.2026/147, K.2026/3575).
Protokol hazırlarken dikkat edilecekler
- Mal rejimini tasfiye etmek istiyorsanız bunu protokolde açıkça, “edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden doğan tüm alacaklar” gibi mal rejimine atıf yapan ifadelerle yazın; istemiyorsanız protokolün bu hakları saklı tuttuğunu belirtin.
- Taşınmaz devri varsa ada, parsel ve bağımsız bölüm bilgilerini eksiksiz yazın, devir için tarih belirleyin ve mümkünse devri boşanma kararıyla birlikte tescil ettirmeyi talep edin.
- Nafaka ve tazminatın miktarını, ödeme tarihini ve iştirak nafakasının yıllık artış esasını açıkça belirleyin; icra edilebilir olmayan muğlak ifadelerden kaçının.
- Kişisel ilişki düzenlemesini gün, saat, teslim yeri ve tatil dönemleriyle somutlaştırın.
- Kararın kesinleşmesine kadar iradenin değişebileceğini dikkate alın; kanun yolundan feragat edip etmeme kararını bilinçli verin.
Muvazaalı boşanmaya dikkat. Yalnızca ölüm aylığı almak amacıyla yapılan ve boşanmadan sonra eski eşle fiilen birlikte yaşamaya devam edilen durumlarda, Sosyal Güvenlik Kurumu tespit hâlinde aylığı keser ve ödenen tutarları geri ister (5510 sayılı Kanun m. 56).
Kaynaklar
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026 tarihli, E.2025/354, K.2026/267 sayılı karar
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.09.2025 tarihli, E.2024/7, K.2025/498 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 28.04.2026 tarihli, E.2025/6039, K.2026/4692 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 02.04.2026 tarihli, E.2026/147, K.2026/3575 sayılı karar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 18.02.2026 tarihli, E.2025/7643, K.2026/1068 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 22.12.2025 tarihli, E.2025/9205, K.2025/11645 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 30.04.2025 tarihli, E.2024/7728, K.2025/4412 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.09.2024 tarihli, E.2023/7606, K.2024/5727 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 04.04.2024 tarihli, E.2023/9077, K.2024/2421 sayılı karar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 14.02.2024 tarihli, E.2023/4301, K.2024/853 sayılı karar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 166, 168, 174, 175, 182, 184, 705
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olay hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir. Değerlendirme 28 Ekim 2026 tarihindeki mevzuat ve içtihada göre yapılmıştır.
Daha fazla bilgi için...
Yayınımıza konu hukuki mesele hakkında daha fazla bilgi ve randevu talepleriniz için ofisimize ulaşabilirsiniz.