Unnamed e1770378585890

T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı: Konkordatonun Reddi ve İflas Kararında "Dinlenilme Hakkı"

Esas No: 2023/6-603
Karar No: 2023/1216
Tarih: 06.12.2023
Mahkeme: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi (2023/28 E., 2023/257 K.)
Özel Daire: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (2022/2639 E., 2022/5094 K.)

Konkordato isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince talep eden şirketin konkordato tasdik talebinin adi alacaklılar yönünden kabulüne, rehinli alacaklılar yönünden ise reddine karar verilmiştir.

Kararın Akbank T.A.Ş., İNG Bank A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş. ile Musa Ö. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle konkordato talep eden şirketin tasdik talebinin reddi ile iflâsına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı konkordato talep eden vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

Direnme kararı konkordato talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP

Konkordato talep eden vekili dilekçesinde; müvekkili şirketin ağırlıklı olarak yurt dışında yaptığı işlerden gelir elde ettiğini, 2017 yılı sonundan başlayarak ülkede ve sektörde yaşanan ekonomik ve mali kriz, döviz kurunun hızlı ve önemli ölçüde yükselmesi, bankaların kredi kullandırırken sergiledikleri olumsuz tavır ve rakip işletmelerin spekülatif işlemleri yüzünden şirketin kısa vadeli borçlarını ödeyemez hâle geldiğini ileri sürerek 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 285 ve devamı maddeleri uyarınca teklif edilen konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.

II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2019/453 Esas, 2021/378 Karar sayılı kararı ile; konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşıldığı, teklif edilen tutarın borçlunun kaynaklarıyla orantılı olduğu, konkordato projesinin yasada öngörülen çoğunlukla adi alacaklılar yönünden kabul edildiği, ancak rehinli alacaklılar yönünden anlaşma sağlanamadığı gerekçesiyle teklif edilen konkordatonun adi alacaklar yönünden tasdikine, rehinli alacaklılara ilişkin konkordato projesinin tasdik talebinin ise reddine karar verilmiştir.

III. İSTİNAF

İstinaf Yoluna Başvuranlar: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Akbank T.A.Ş., İNG Bank A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş. ile Musa Ö. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Gerekçe ve Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/321 Esas, 2022/640 Karar sayılı kararı ile;

Konkordatonun tasdiki için teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması ve teklif edilen tutarın borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması gerektiği, ancak ortakların şirket borçları için teminat gösterdiği kişisel taşınmazlarının şirket aktiflerine dâhil edilmesi suretiyle varlıkların yüksek ve borca batıklık oranının daha az gösterilmesinin finansal raporlama ilkelerine aykırı olup alacaklıları ve mahkemeyi aldatma sonucunu doğurduğu, şirketin sürekli zarar ettiği, şirketin iflâsı hâlinde borçların % 62’sinin ödeneceği, konkordatonun tasdiki hâlinde alacaklıların alacaklarının % 100’üne kavuşacağının belirtildiği, şirketin varlıklarının borçlarının sadece % 62’sini karşılayabildiği ve borca batık olduğu, kâr elde edemediği, varlık kalemlerinin muhasebe işlemleri ile gerçeğinden fazla gösterildiği, projeye göre şirketin dönen ve duran mallarının tamamının paraya çevrileceği, şirketin kâr elde edebileceği bir işten de söz edilmediği, şirketin işçilik alacaklarını ödememiş olmasının dahi tek başına konkordatonun tasdiki talebinin reddine neden olacağı gerekçesiyle alacaklıların istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle şirketin konkordato tasdik talebinin reddi ile iflâsına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bozma Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/2639 E., 2022/5094 K. sayılı kararı ile,

“…. 1- İİK’nın 292. maddesi gereğince konkordato talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile davacı şirketin iflasına karar verilmiştir.

İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir.

Somut olayda, konkordato talep eden borçlu şirketin yetkili temsilcisinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda konkordato talep eden borçlu şirk yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2- Bozma sebebine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir,…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, somut olayda komiserlerin mühlet içinde işlemlerini tamamladıkları ve hazırladıkları raporu dosya ile birlikte mahkemeye tevdi ettikleri, tasdik yargılaması aşamasına geçildiği, bu aşamada uygulanacak yasal düzenlemenin İİK’nın mühlet içinde iflâsın açılmasına ilişkin 292 nci maddesi değil tasdik yargılaması sonucunda iflâsın açılmasına ilişkin 308 inci maddesi olduğu, İİK’nın 292 nci maddesinde öngörülen “borçlunun çağrılması” usulünün İİK’nın 308 inci maddesinde düzenlenmediği;

Borçlu mühlet içinde konkordatonun gereklerine ve komiserin talimatlarına uymuyorsa, İİK’nın 292 nci maddesinde gösterilen hâller de mevcutsa komiserin bu durumu mahkemeye bildireceği, bu bildirimden borçlunun haberdar olmayabileceği, bu nedenle kanun koyucunun burada borçlunun çağrılması yönünde iradesini ortaya koyduğu, oysa tasdik yargılaması başladığında borçlunun da komiser raporunu gördüğü ve raporun lehine ya da aleyhine olduğu konusunda bilgi sahibi olduğu ve kanun gereği iflâsının açılabileceğini öğrendiği, duruşma gününün de İİK’nın 304 üncü maddesi uyarınca ilan edildiği;

Mühletin bittiği ve İİK’nın 292 nci maddesinin uygulama aşamasının geride bırakıldığı, tasdik yargılaması sürecinin ise kendi özel koşullarına tâbi olduğu, kanun koyucunun mühlet içinde konkordato gereklerini yerine getirmeyen, dosyadan, rapordan ve duruşma gününden haberdar olan borçluyu bir kez daha davet etme gereği görmediği, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sırasında ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp onun yerine geçerek yaptığı yargılamanın da tasdik yargılaması niteliğinde olduğu,

İflâs hukukunda benzer bir durumun takipli ve takipsiz (doğrudan doğruya) iflâs usulünde olduğu, takipli iflâs yollarında davalı borçluya ödeme emri, dava dilekçesi ve depo kararı tebliğ edildiğinden onu ayrıca duruşmaya davet etmeye gerek görmeyen kanun koyucunun, takipsiz (doğrudan doğruya) iflâs yollarında ortada bir takip ve dolayısıyla depo emri tebliği de bulunmadığından borçlunun iflâs edebileceğinden haberdar olması gerektiğini düşündüğü, kaldı ki bu olasılıkta dahi borçlunun davet edilmesinin yeterli olduğu ve gelmemesinin sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

V. TEMYİZ

Temyiz Yoluna Başvuranlar: Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde konkordato talep eden vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Temyiz Sebepleri: Konkordato talep eden vekili, direnme kararında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamadaki eksikliklerden bahsedildiği hâlde, söz konusu değerlendirmelerin duruşma açılmadan yapılmasının hukuki dinlenilme hakkı kapsamında adil yargılanma hakkının ihlâli niteliğinde olduğunu, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ile Türkiye İş Bankası A.Ş.’nin dosyaya sundukları dilekçede alacaklarının kalmadığını beyan ettikleri hâlde bu bankaların istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin İlk Derece Mahkemesince tasdik edilen konkordato kapsamında aylık ödemelerini düzenli olarak yaptığını, Bölge Adliye Mahkemesince hatalı olarak Musa Ö.’in işçilik alacağının imtiyazlı olarak kabul edildiğini, kaldı ki Musa Ö.’in işçilik alacaklarına ilişkin açtığı davanın temyiz incelemesi sonucunda bozulmasına karar verildiğini, iflâs kararının verildiği tarih itibariyle bu işçi lehine verilmiş mahkeme kararı bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiyenin adi tasfiye usulü yerine yetersiz gerekçeyle basit tasfiye usulüne göre yapılmasına karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

VI. UYUŞMAZLIK

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile iflâsına karar verilen somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, konkordato talep eden şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

VII. GEREKÇE

İlgili Hukuk

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 177, 292 ve 308 inci maddeleri.

Değerlendirme

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konkordatoya ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.

Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukuki çözüm işlemidir. Konkordato İİK’da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan bir kolektif icra biçimi şeklinde ifade edilmiştir.

Mahkeme içi adi konkordato İİK’nın 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler İİK’nın 285 inci maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmış olup, Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişiler konkordatoya başvurabilecektir.

Konkordatonun tasdiki için aranan şartlar İİK’nın 305 inci maddesinde belirtilmiştir. Konkordatonun tasdik edilmemesine ilişkin benzer düzenleme az yukarıda da ifade edildiği üzere İİK’nın 292 nci maddesinde yer almaktadır. İlgili madde uyarınca konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde mühlet kararı kaldırılarak iflâsa tâbi talep edenin iflâsına karar verilecektir, ancak belirtmek gerekir ki İİK’nın 292 nci maddesinde belirtilen iflâsın şartları ile 308 inci maddesi gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi hâlinde mahkemece verilecek iflâs kararının şartları birbirinden farklıdır.

İcra ve İflas Kanunu’nun “Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas” başlıklı 177 nci maddesinde, “...308 inci maddedeki hal varsa... Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır.” düzenlemesi bulunmaktadır. Alacaklı İİK’nın 177 nci maddesinde sayılan hususlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde önceden takip yapmadan doğrudan borçlunun bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflâsını isteyebilir. İİK’nın 177 nci maddesinin üçüncü bendinde, aynı Kanun’un 308 inci maddesindeki hâlin bulunması da doğrudan doğruya iflâs nedeni olarak gösterilmiş, dördüncü bendinde de borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılacağı belirtilmiştir.

Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; talep eden şirket tarafından yapılan konkordato teklifi İlk Derece Mahkemesince adi alacaklılar yönünden kabul edilerek tasdik kararı verilmiş, bir kısım alacaklıların istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tasdik kararı kaldırılarak talep eden şirketin borca batık olduğu da dikkate alınarak İİK’nın 308 inci uyarınca iflâsına karar verilmiş, Özel Dairece İİK’nın 292/son maddesi uyarınca şirketin yetkili temsilcisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Her ne kadar Özel Dairece bozma kararında şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmeden karar verilemeyeceğinin yasal dayanağı olarak İİK’nın 292/son maddesi gösterilmiş ise de söz konusu düzenleme yukarıda da açıklandığı üzere kesin mühlet aşamasında henüz tasdik yargılaması aşamasına geçilmeyen süreçte anılan maddede sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine herhangi bir talebe gerek olmaksızın iflâsa tâbi borçlu hakkında iflâs kararı verilmesini düzenlemekte olup somut olayda, komiserler mühlet içerisinde işlemlerini tamamlanmakla nihai rapor sunulmuş, tasdik yargılamasına başlanmış ve teklif edilen konkordato, şirketin mali yapısı, nihai raporun değerlendirilmesi sonucunda İİK’nın 308 inci maddesi uyarınca resen iflâs kararı verilmiştir.

Bu nedenle somut olayda İİK’nın 292/son maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır, ancak İİK’nın 308 inci maddesinde, aynı Kanun’un 292/son maddesinden farklı olarak doğrudan doğruya iflâs nedenlerinden birinin bulunması hâlinde iflâs kararı verilmeden önce şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmesi yönünde açık bir düzenleme olmamakla beraber doğrudan doğruya iflâs nedenlerini düzenleyen İİK’nın 177 nci maddesinde, aynı Kanun’un 308 inci maddesindeki hâlin bulunması ve borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiği yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında, İİK’nın 308 inci maddesi uyarınca, şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesi yerinde değildir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; somut olayda İİK’nın 292/son maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, İİK’nın 177 nci maddesinin alacaklının talebi hâlinde doğrudan doğruya iflâs hâlini düzenlendiği bu nedenle somut olayda uygulama yeri bulunmadığı açıklanan nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesi uyarınca istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilebileceği, bu nedenle iflâs kararı verilmesi gereken hâllerde şirket yetkilisi çağrılarak dinlenmesi için duruşma açılmasına gerek olmadığı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır.

VIII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Konkordato talep eden vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA,

İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, bozma nedenine göre konkordato talep eden vekilinin diğer temyiz itirazlarının ŞİMDİLİK İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

IX. KARŞI OY YAZISI

Uyuşmazlık; talep eden şirketin konkordato talebinin reddi ile iflâsına karar verilen somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesince, konkordato talep eden şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

İcra ve İflas Kanunu’nun 308 inci maddesinde ise, aynı Kanun’un 292/son maddesinde yer alan “borçlunun çağrılması” usulü düzenlenmemiştir. Tasdik yargılaması sırasında borçlunun komiser raporunu gördüğü ve raporun lehine ya da aleyhinde olduğu konusunda bilgi sahibi olduğu ve İİK’nın 308 inci maddesi uyarınca iflâs kararı verileceğini öngörmesi gerektiği, duruşma gününün de İİK’nın 304 üncü maddesi uyarınca ilan edildiği, bu nedenle kanun koyucunun dosyadan, nihai rapordan ve duruşma gününden haberdar olan borçlunun yeniden duruşmaya çağrılmasına gerek görmediği anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle borçlunun konkordato talebinin İİK’nın 308 inci maddesi uyarınca reddi ile birlikte borçlunun borca batık olması nedeniyle resen iflâsına karar verilmeden önce borçlu şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmesine gerek bulunmadığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen direnme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim.


DİĞER KARŞI OY: Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, konkordato isteğinin reddedilmesi hâlinde iflâs kararından önce borçlunun bizzat dinlenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi kararını HMK’nın 353/(1)-b-2 nci maddesine uygun olarak duruşma açmaya lüzum görmeyerek vermiştir. Böyle bir kararın duruşma açılmadan verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığına göre, duruşma açılmadan verilen kararda borçlunun dinlenmesinden de bahsedilemeyecektir. Somut olayda da bir şirketin konkordato istemesi üzerine iflâsına karar verilmesinde kamu düzenini ilgilendiren bir yön bulunmamaktadır. Hâl böyle olunca borçlunun dinlenmesi, hele hele bizzat dinlenmesi şart değildir.

Yorumlar devre dışıdır