KESİNLEŞMİŞ CEZA YARGISI KARARLARINA KARŞI HUKUKİ BAŞVURULAR NELERDİR?

 

İstinaf ve temyiz aşamaları tamamlanıp ceza mahkemesi kararı kesinleştiğinde dosya bir yönüyle kapanmış sayılır. Hukuk sistemimiz, kesin hükmün otoritesi ve aynı suçtan iki kez yargılanmama ilkelerini korumak amacıyla kesinleşen kararlara dokunulmasını kural olarak yasaklamaktadır. Ancak bu kural mutlak değildir; adli hatanın hukuki güvenlikten daha ağır bastığı hallerde devreye giren özel mekanizmalar mevzuatımızda mevcuttur. “Dava bitti, yapacak bir şey yok” yargısı uygulamada çoğu zaman isabetli değildir.

Kesinleşmiş bir ceza kararına karşı dört ana grup hukuki yol bulunmaktadır: olağanüstü kanun yolları, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru ve infazın geri bırakılması ile memnu hakların iadesi gibi tamamlayıcı mekanizmalar.

Olağanüstü Kanun Yolları

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, olağanüstü kanun yollarını dört başlıkta düzenlemiştir: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı (m.308), Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısının itirazı (m.308/A), kanun yararına bozma (m.309-310) ve yargılamanın yenilenmesi (m.311-323). Bu yolların her biri başvuru koşulları, başvurabilecek kişiler ve görevli merci bakımından birbirinden farklıdır; somut olaya uygun yolun seçilmesi sürecin başarısı bakımından belirleyicidir.

Yargıtay ve BAM Cumhuriyet Başsavcılarının itirazı, kararı veren dairenin kendi içinden yapılan bir denetimdir; hükümlünün doğrudan itiraz açma yetkisi bulunmamakta, ancak gerekçeli bir istem dilekçesiyle Başsavcılığa başvurarak bu yolun harekete geçirilmesini talep edebilmektedir. Kanun yararına bozma ise istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş kararlara ilişkindir; Adalet Bakanlığı’nın takdirine bağlı olarak işletildiğinden başarı oranı sınırlıdır ve sanık aleyhine sonuçlanan bozmalarda hükümlü cezaevinden çıkmamaktadır.

Bu yollar içinde en kapsamlı ve en sık başvurulanı yargılamanın yenilenmesidir. CMK m.311, hükümlü lehine yenileme sebeplerini sınırlı sayıda saymaktadır: kullanılan bir belgenin sahte çıkması, tanık veya bilirkişinin gerçek dışı beyanda bulunması, hükme katılan hâkimin görevini kötüye kullanması, dayanılan medeni hükmün sonradan ortadan kalkması, yeni delillerin ortaya çıkması ve AİHM’in ihlal tespiti. Kural olarak yargılamanın yenilenmesi için bir süre öngörülmemiştir; hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü dahi bu talebe engel değildir. Tek istisna, AİHM kararına dayalı yenilemedir: bu kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde başvuru yapılması zorunludur ve bu süre hak düşürücüdür. Talep hükmü veren mahkemeye yapılır; mahkeme talebi kabule değer bulursa delil toplama aşamasına geçer ve gerekli görürse duruşma açarak yeniden yargılama yapar. İnfaz kendiliğinden durmasa da, mahkeme talep üzerine veya resen infazın geri bırakılmasına karar verebilir; lehe yenilemede yeniden verilecek hüküm önceki cezadan daha ağır olamaz.

Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru

Anayasa m.148/3 ve 6216 sayılı Kanun çerçevesinde işleyen bireysel başvuru, olağan da olağanüstü de olmayan, kendine özgü anayasal nitelikte bir denetim yoludur. AYM ihlal tespit ettiğinde kararı doğrudan bozmaz; dosyayı yeniden yargılama yapılması için ilgili mahkemeye gönderir ve mahkeme, AYM’nin ihlal kararını esasa girmeden uygulamakla yükümlüdür.

Başvuru için anayasal bir hakkın ihlal edilmiş olması ve olağan kanun yollarının (istinaf, temyiz) tüketilmiş olması gerekir; olağanüstü kanun yollarının tüketilmesi ise ön koşul değildir ve bu yollarla bireysel başvuru paralel olarak yürütülebilir. Başvuru süresi, kanun yollarının tüketildiği veya ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren 30 gündür ve hak düşürücüdür. Daha önce iç hukukta ileri sürülmemiş ihlal iddiaları AYM önünde de dile getirilemeyeceğinden, istinaf ve temyiz aşamalarında iddiaların eksiksiz ortaya konması büyük önem taşır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Başvuru

İç hukuk yolları, AYM bireysel başvurusu dahil, tüketildikten sonra AİHS kapsamında güvence altına alınan bir hakkın ihlali iddiasıyla AİHM’e başvuru mümkündür. 1 Şubat 2022 tarihinde yürürlüğe giren 15 No’lu Protokol ile başvuru süresi 6 aydan 4 aya indirilmiştir; süre, AYM kararının veya son iç hukuk kararının tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar.

AİHM bir Türk mahkemesi kararını doğrudan bozamaz; ihlal tespiti ve tazminata hükmedebilir. Ancak AİHM’in ihlal kararı, CMK m.311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi doğurur ve hükümlü, kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içinde iç hukukta yeniden yargılama talep edebilir. AYM ile AİHM arasındaki ilişki sıralıdır: önce AYM başvurusu yapılmalı, AYM ihlal tespit edip dosyayı yeniden yargılamaya gönderirse başvurucunun mağdur sıfatı çoğu zaman ortadan kalkar; ancak hükmedilen tazminat yetersiz görülürse mağdur sıfatı devam edebilir.

Sonuç

Kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararına karşı başarılı bir başvuru, doğru yolun seçilmesine ve sürelere titizlikle uyulmasına bağlıdır; yanlış mercie veya artık kapalı olan bir yola yapılan başvuru, açık olan diğer yolların da süresinin kaçırılmasına yol açabilir. Elinizde kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı bulunuyor ve bu karara karşı hangi yolların açık olduğunu, sürelerin nasıl işlediğini ve dosyanıza uygun stratejiyi değerlendirmek istiyorsanız, süreler işlemeye devam ederken büromuzla iletişime geçmenizi öneririz. Neka Legal Avukatlık Bürosu olarak dosyanızı olağanüstü kanun yolları, Anayasa Mahkemesi ve gerekirse Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi süreçleri özelinde bir bütün olarak değerlendiririz.

Daha fazla bilgi için...

Yayınımıza konu hukuki mesele hakkında daha fazla bilgi ve randevu talepleriniz için ofisimize ulaşabilirsiniz.

Scroll to Top