Aldatan Eşin Birlikte Olduğu Üçüncü Kişiden Manevi Tazminat İstenebilir mi?

Kural olarak hayır. Yargıtay, eşinin evli olduğunu bilerek onunla birlikte olan üçüncü kişiden, yalnızca bu birliktelik nedeniyle manevi tazminat istenemeyeceğini kabul etmektedir. Üçüncü kişinin sorumluluğu ancak aldatılan eşe zarar verme kastıyla hareket etmesi ya da onun kişilik haklarını ayrıca ihlal etmesi hâlinde gündeme gelir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 29.05.2025 tarihli kararı bu ilkeyi bir kez daha uygulamıştır.

Karara konu olay

Davacı, eşinin davalı ile birlikte yaşamaya başladığını, bu birliktelikten bir çocuk dünyaya geldiğini ve bu nedenle eşinden boşandığını belirterek davalıdan manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul ederek davalının 15.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir.

Davalı vekili, salt aldatma eylemine katılmaktan dolayı üçüncü kişiden tazminat istenemeyeceğine ilişkin içtihadı birleştirme kararını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 29.05.2025 tarihli, E.2022/11477, K.2025/8875 sayılı kararıyla davanın tümden reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

İçtihadı birleştirme kararı ve temel ilke

Konunun dayanağı, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 06.07.2018 tarihli, E.2017/5, K.2018/7 sayılı kararıdır. Bu kararla, evlilik birliği devam ederken eşlerden biriyle evli olduğunu bilerek birlikte olan üçüncü kişiye karşı diğer eşin manevi tazminat isteyemeyeceği kabul edilmiştir. İçtihadı birleştirme kararları Yargıtay daireleri ve mahkemeler için bağlayıcıdır.

Çocuk sahibi olunması sonucu değiştirmiyor. İncelenen kararda aldatan eş ile üçüncü kişinin birlikteliğinden çocuk dünyaya gelmiş olması da tazminat için yeterli görülmemiştir. Belirleyici olan, üçüncü kişinin aldatılan eşe yönelik ayrı bir hukuka aykırı eyleminin bulunup bulunmadığıdır.

Yargıtay neden tazminatı reddediyor?

Kararda dört gerekçe öne çıkmaktadır:

  • Sadakat yükümlülüğü yalnızca eşleri bağlar. TMK m. 185/3’teki sadakat yükümlülüğü evlilikten doğar ve yalnızca eşlerin birbirine karşı ileri sürebileceği nispi bir haktır. Evliliğin tarafı olmayan üçüncü kişi bu yükümlülük altında değildir.
  • Hukuka aykırılık şartı yoktur. Kişilik hakkının korunmasına (TMK m. 24–25) ve haksız fiile (TBK m. 49/1, 58) dayanan sorumluluk için fiilin emredici bir hukuk kuralına aykırı olması gerekir. Üçüncü kişinin evli biriyle birlikte olması, aldatılan eş yönünden bu nitelikte değildir.
  • Müteselsil sorumluluk kurulamaz. TBK m. 61’e göre birlikte sorumluluk için üçüncü kişinin fiilinin de hukuka aykırı olması gerekir; bu şart gerçekleşmemiştir.
  • Yansıma yoluyla zarar söz konusu değildir. Üçüncü kişinin aldatan eşe karşı hukuka aykırı bir eylemi olmadığından, aldatılan eşin dolaylı zarara uğradığı da ileri sürülemez.

Üçüncü kişi hangi hâllerde sorumlu olur?

Ahlaka aykırı fiille kasten zarar verme

Fiil emredici bir kurala değil yalnızca ahlaka aykırıysa, sorumluluk için failin zarar görene kasten zarar vermiş olması gerekir (TBK m. 49/2). Yargıtay’a göre üçüncü kişinin, birlikte olduğu kişinin evli olduğunu bilmesi bu kast için yeterli değildir. Üçüncü kişinin aldatılan eşe bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçladığı ayrıca ispatlanmalıdır.

Bağımsız bir kişilik hakkı ihlali

Yargıtay kararlarında, aldatma eylemiyle bağlantılı olsa da sadakatsizlikten ayrı, bağımsız ve nitelikli bir kişilik hakkı ihlali hâlinde üçüncü kişinin sorumlu olabileceği kabul edilmektedir. Kararlarda örnek olarak gösterilen durumlar şunlardır:

  • Aldatılan eşin konutuna izinsiz girilmesi,
  • Aldatılan eşin sık sık aranarak veya mesajla rahatsız edilmesi, özel hayatına müdahale edilmesi,
  • Aldatılan eşe ait özel bilgi, fotoğraf veya yazışmaların ifşa edilmesi,
  • Aldatılan eşe hakaret veya tehditte bulunulması.

İspat yükü davacıdadır. Bu eylemlerin iddia edilmesi yeterli değildir; mesaj kayıtları, arama dökümleri, tanık beyanları gibi somut delillerle ispatlanması gerekir. Yargıtay, bu tür eylemlerin dosyada kanıtlanamadığı davalarda kısmen kabul kararlarını bozarak davanın tümden reddini aramıştır.

Aldatan eşe karşı başvurulabilecek yollar

Üçüncü kişiden tazminat istenememesi, aldatılan eşin korunmasız olduğu anlamına gelmez. Sadakat yükümlülüğü eşler arasında geçerli olduğundan talepler aldatan eşe yöneltilir:

  • Boşanma: Zina (TMK m. 161) veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) sebebiyle boşanma istenebilir. Zinaya dayalı dava, öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde zinadan itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
  • Maddi ve manevi tazminat: Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan eş, kusurlu diğer eşten uygun miktarda manevi tazminat isteyebilir (TMK m. 174).
  • Süre: Boşanmadan doğan dava hakları, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde zamanaşımına uğrar (TMK m. 178).

Uygulamada ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca “eşimle birlikte oldu” iddiasına dayanan bir tazminat davası, yerleşik içtihat karşısında büyük olasılıkla reddedilir ve yargılama giderleri ile karşı taraf vekâlet ücreti davacıya yüklenir.
  2. Üçüncü kişinin aldatılan eşe yönelik ayrı eylemleri varsa (hakaret, tehdit, ifşa, rahatsız etme, konuta girme), bu eylemler tarih ve delilleriyle birlikte tespit edilmelidir.
  3. Tazminat talebinin asıl muhatabı aldatan eştir; boşanma davasında veya kesinleşmeden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.

Kaynaklar

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; somut bir olay hakkında hukuki görüş niteliğinde değildir. Değerlendirme 28 Ekim 2026 tarihindeki mevzuat ve içtihada göre yapılmıştır.

Daha fazla bilgi için...

Yayınımıza konu hukuki mesele hakkında daha fazla bilgi ve randevu talepleriniz için ofisimize ulaşabilirsiniz.

Yukarı Çık